Hayatın Gri Duvarlarında Renk Arayışı
İrem Yılmazer
Uzman Klinik Psikolog
İki yatalak hasta, hastanede aynı odayı paylaşır.bu iki hastadan birinin yatağı hemen pencerenin kenarındadır.Dolayısıyla o, pencereden dışarıyı görebilir. Pencereden dışarıyı gördüğü için de orada olan biten her şeyi arkadaşına anlatır. İki hasta yatalak olduğu içinde yerinden kalkamazlar. Ancak yanlarındaki komedine kadar uzanabilir elleri. Oradan ilaçlarını almak dışında hareket edemezler. Pencerenin kenarında olan hasta, arkadaşına her gün pencereden dışarıda gördüklerini anlatır.
Mesela der ki; “bak o dünkü çift yeniden geliyor. Kız çok neşeli. Oğlan biraz hüzünlü. Galiba kız onu biraz üzdü.” Veya “bak bak görüyor musun, geçen gün manavdan alışveriş yapan amca bu sefer torunlarıyla beraber gezmeye çıkmış. Torunları da ne kadar büyümüş.”
Adam arkadaşına sürekli hikayeler anlatır. Artık neredeyse o sokakta birlikte yaşamaya başlar bu iki hasta. İkisi de o sokakta ne olup gittiğini çok iyi bilirler. Sürekli o sokak üzerine konuşur, yorum yaparlar.
Günlerden bir gün, pencere kenarındaki hasta ölür. Ölen hastanın yerine oda arkadaşı geçer. O artık sokakta olup biteni görebileceğinden mutludur. Fakat adam yatağa geçince ne görüyor biliyor musunuz ? Simsiyah bir duvar. Meğerse arkadaşı her gün her şeyi kendi hayal gücünden anlatıyormuş. Her gün simsiyah duvara bakarken renkli hikayeler kurguluyormuş.
Aslında marifet burada. Yani hayata baktığımız zaman güzel hikayeler bulabilmekte, hayata güzel bakabilmektedir.
Hayat kaçınılmaz bir biçimde insanı incitir. Hiçbir zaman sadece mutluluk vaat etmez, mutlak suretle içinde acı da vardır. İnsan bazen mutluluktan bulutların tepesine çıkar, bazen sıkıntıdan yerin dibine girmek ister.
Bir ömür boyunca çok defa düşer, kalkar, yorulur, kendimizi çok kötü hissederiz. İşte hayat bu düşmeler kalkmalar olduğu için kıymetlidir. Ancak arada bir hüzün, keder olduğu taktirde mutluluğun kıymetini anlayabiliriz.
Hepimiz yaşlanıyoruz, bozuluyoruz, ölüme doğru gidiyoruz. Bu kaçınılmaz gerçeği kabul edip, günün birinde düşebileceğimizi, incinebileceğimizi, başımıza çeşitli belaların gelebileceğini bilerek yaşamalıyız.
Kaynak:
Sayar, K. (2006). Ruh Hali. İstanbul: Timaş Yayınları.